Son Yorumlar
Yazıyı okuduktan sonra şunu örneklemek istedim. Bir sinema yönetmeni hem oyunculuktan, hem kurgudan, hem kameramanlıktan, hem ışıkçılıktan, hem ses sistemlerinden, post productiondan ve özel efektlerden anlaması gereken kişidir.
Mesleğinde iyi bir yönetmen bazen o uzman kadar ne istediğini nasıl elde edeceğini planlayabilir.
Sizin verdiğiniz örnek bir çlaışan için sonuna kadar haklı bir mottadır. Ancak yönetici olma ideali olan kişilerin çok geniş ufuklu tabiri caizse alanıyla ilgili tüm cambazlıkları biliyor olması, aldatılamaması ve uzman olması beklenir.
Devam edelim, artık bilimsel enstütülerde bile çoklu disiplinli model kuruluyor. Ne demek bu? Eskiden yüksek fizik çalışmaları yapan bir parçaçık fizikçisinin buluşları kendisini ilgilendirirdi veya sürekli genetik kod değiştiren virüsler biyologların işiydi.
Şimdi ise bilimadamları birbirlerinin konferanslarına katılıyorlar. Böylece benchmarking ile farklı disiplinlere ait bulgu ve teoremleri kendi alanlarına uyguluyorlar.
Son on yılda yaşanan büyük gelişimin sırrı bu. Özellikle nanoteknoloji ve biyomimik malzemeler üretiminde (canlıları simule eden malezemeler) biyologlar, oşinografi uzmanları, fizikçiler, kimyacılar hatta bilgisayar elektronik dehaları birlikte çalışıyor. Çünkü bir deniz kabuklusunun kabuk sisteminin çözülmesi tüm sanayi de devrim yaratabiliyor.
Dolayısyla ülkemizde uygulanan eğitim çok yönlülüğü vermeyi hedeflese de öğrenme aşkını çok öne çıkaramıyor. Deneysel öğrenme bilimsel metodoloji sınıfta oturarak elde edilemez.
İş dünyasında da risk almayan öğrenemez.
Son bir örnek vererek sözlerimi tamamlamak istiyorum. Ford ilk arabasını ürettikten sonra, bu zahmetli işi nasıl yüzlerce araba için uygulayacağını bulamamış. Otomotiv sektörünün doğduğu o günlerde bir kasap / mezbaha gezisinde tesadüfen bir üretim bandı görmüş. Kesilen hayvanlar banttan geçiyor ve her işçi bir parçayı ayırıp işliyormuş.
O anda neredeyse yüz yıldır sanayiyi ayakta tutan üretim bandı modelini kavramış ve hemen otomobilleri bir kayan bant sistemi ile seri üretime başlamış. Bugünkü medeniyetim de böyle vücut bulmuş.
Çok yönlülüğe açık bir zihin karşısında durulamayacak bir zeka üretir. Bu hem yaratıcı, hem yenilikçi ve diğerkam bir zekadır.
191 gün
bazen 1 saat sonra da indexlediği oluyor ama 4 dk da indexlemesine çok şaşırmıştım :)
191 gün
Google Blog Search anında endeksliyor...
192 gün
Normaldir :) Ben bloga yazınca en fazla 30dakikada indexleniyor. :)
194 gün
beğendiğinize sevindim :)
195 gün
Tekrar, tekrar teşekürler. Gerçekten çok faydalı oluyor bu anlatımlar.
195 gün
ssonmez,
Bu tartışmada kimin doğru-yanlış olduğu bir yana, tamamen kişisel fikirler çünkü, sizin yazmaya ara verme kararınıza ben oldukça üzüldüm.
Şahsi fikrim, yazmaya ara vermek, üreten birisi olarak sadece size verir ve üretmeyen insanlar zaten çalıp-çırpmaya devam edebileceklerinden onlar için birşey ifade etmez.
Bu işi kabullenmek benim anlayışıma da ters, birisi birşeyi çalmışsa çalmıştır ve bunun literatürdeki adı da bellidir.
Ancak işin bir de şu yanı var, bu tüm dünyada, her alanda yaşanıyor ve bir sürpriz değil, dünden bugüne ortaya çıkmış birşey de değil.
Bugün birçok firma kendi telif haklarını çiğneyeler için "avukat-mahkeme masrafı" gibi hesaplar yapıp, bazen, dava açmanın karlı olmadığına karar verip bu olayları görmezden geliyorlar, zorunda kalıyorlar.
Bu kadar sorunlu bir ortamda "mükemmel bir çözüm" öneremiyorum ama bence siz yazıp kendi değerinizi bu mükemmel olmayan ortamda arttırmaya devam etmelisiniz. Böylece çalan-çırpanlarla aranızdaki uçurumu daha belirgin hale getirebilirsiniz. Reebok ve Rebeka veya Sony ve Sunny arasındaki fark gibi.
Yeni yazılarınızı merakla bekliyorum.
196 gün
@süleyman sönmez hocam,
kimseye saldırdığımız falan yok, sizin düşünceniz öyleyse yazacak bir şeyimiz de yok. üzerinize alınmanıza şaşırdık.
benimde 18 ay askerlik yaptığımı yazar kağıtlar ama ben 20 yaşından beri hala askerim.
vatan sa mevzu bahis gerisi tefaurattır. sizin bu alıntı çalıntı şeylerinizle alakası da yok bu şeyin. gelin bu ülkede kazandığınızı, çalıştığınızı, o bir iki blog yazısını bu ülkenin imkanları ile yazdığınızı farkedin, 2-3 blog yazısıyla ülkeyi kurtardığımızı sanmayalım.
gördüğünüz gibi beyazıt öztürk hemşerim, abim, (işe giderken bizim buradan geçiyor yakalarsam öpeceğim) kendi yaptığı işi vatan evlatları için kapatabiliyor.
siz ne için yazmıyorsunuz?
196 gün
Allah askerimizin yardımcısı olsun. Gençlerimizin canlarını korusun. Gerçekten de zor zamanlar bunlar. Hepimiz birlik içinde olmalıyken tilki akılların çıkarlarını düşündüğü zamanlar bunlar.
Vatanı milleti çok seven Güneşin Tam İçinde politik ya da gündelik olayları anlatmıyor. Ama anlatsa bu gündeme dair çok söylenecek şey vardı.
Telif Hakları ise çok önemlidir. Eğer telif hakları yasası iyice anlaşılsa her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış bu toprakları asla çakala, haine bırakmayacağımız da anlaşılırdı.
Biliyorum Wolkan’la sert şekilde alıntı hakkında tartıştık. Bir şekilde canımı incitmek istiyor. Şimdi de vatansevgisiyle saldırıyor. Ne acı. İnsanın ağlayası geliyor. Öfke böylesine bir saldırıyı nasıl haklı gösterir? Biz ki askere yedeksubay değil çavuş olarak gittik. Biz ki tatbikatlarda yüksek başarı kazandık. Biz ki 3 gün 3 gece uyumadan ordumuza görev yaptık. Komutanlarımızla Türk tankçısı için modern techizat ve elbise tasarlayıp Genel kurmay’a yolladık. Aldığımız her görevi en iyi şekilde yaptığımız için tabur ve alay komutanı tarafından birer birer huzura kabul edilip kahve ısmarlanıp “sağol evladım” denerek terhis edildik. Bir şehit olmadık. Allah nasip etse onu da olurduk.
Ve yine biz ki öğretmen olarak 15 sene bu memleketin çocuklarına vatan sevgisini öğrettik. iki satır fazla öğrensinler diye gecelere kadar çalıştık. Bu Milli eğitim bakanlığına 3 yıl haftasonu demeden çalışıp “Teknoloji müfredatı”nı yazıp talim terbiye kuruluna önerdik.
Ah Wolkan ah. Çocuksun. ve acımasızsın. Allah seni affetsin. Allah seni affetsin. Çünkü kul hakkı ağırdır. Allah seni affetsin.
196 gün
bir hafta içinde hiç bir içerik eklemeyceğim, 1 hafta içinde yazmak istediklerimi 1 hafta sonra özetle geçerim. blogda yazar olan arkadaşlarda yazacaklarını taslak olarak kaydetsin.
öyle yok anam blogum içieriği yok anam telif hakları diye blogunda yazmama kararı alanlar da biraz düşünsün, yukarıda ki yazı daki gibi daha vatansever nedenler bulsun yazmamak için.
beyazıt öztürk’ü ayrıca bir yerde görürsem çok pis öpecem, selam olsun.
http://blog.wolkanca.com/sehitlerimiz-icin-1-hafta-blog-yazmiyorum-mim/
196 gün
1999 değil abi sizinle sidik yarıştırmak değil amacım ama sizin amacınız beni ezmek gibi görülüyor.
1999 değil abi değil, o şu anda belgeleyebileceğim hotmail hesabı alma tarihim ve o maili hala kullanıyorum adı da "wolkanca"
ben de siz internetten haberiniz yokken internette yazıyordum dersem şimdi ne olacak, işte bu sidik yarışı olur ben size sormadım bunu siz açtınız mevzuyu siz dediniz e-mail adresiniz yokkken bilmem ne bende buna cevap verdim sormadım yani sidik sizin benle alakası yok benim yaptığım iş ve yapacağım bellidir, üniversite okumadım ama üniversite de konferans ta konuşmacı oldum, şimdi bana söyletmeyin ne olur.
saygılar.
196 gün
Peki sidik yarıştıralım çocuk gibi :)
1999 mu Wolkan? 1990'da Yıldız Teknik Üniversitesi'nde yapay zeka algoritması ile bilgisayar oyunu programlıyordum canım.
Adı da "Bozayı" idi. IBM mainframe sistemlerde çalışan sanal karakter seninle oyun oynuyordu ve asla yenilmiyordu.
Üstelik bu program benim yaptığım ik programlama projesiydi.
(Lütfen bu çocukça yarışmayı bir yana bırakalım. Saçma oluyor. Aşağıda aklı başında bir insan gibi yazarak devam ediyorum)
Fikirlerini yazmana karşı değilim olamam da yani söz söyleme hakkına saygısızlık etmiyorum, ben sanatçı haklarını ve her geçen gün albüm çıkarmaktan vazgeçen, kitapları çalınan, yazıları çalınan, fotoğrafları, filmleri çalınan insanları anlatıyorum.
Şair olduğu halde ikinci iş yapmak zorunda kalan insanları anlatıyorum. Kaç tanesiyle tanıştım. Mükemmel yazıyorlar ama pazarlarda kahvaltılık satıyorlar. Ayıp değil ellerinin emeği elbette birşey satmak ama neden ülkemde de sanatçı veya blog yazarı orijinal içerik üretmesin ki?
Neden bloglarımız yurtdışında okuduğumuz ve hayran olduğumuz yazılarla dolmasın ki?
Biz hergün o insanların sitelerinde okuduklarımızı tartışıyoruz.
Birbirimizle münakaşa edip kırıcı konuşacağımıza orijinal yazmayı ve orijinal yazıya değer vermeyi öğrenmeliyiz.
Ayrıca bu yazıdan da duyurmak istiyorum.
Güneşin Tam İçinde'de yazmaya ara veriyorum.
http://www.gunesintamicinde.com/calintilama-sanatinda-zen/
ÜSTTE LİNKİ VERİLEN YAZIM VE SANATÇI HAKLARINA SAYGI İYİCE ANLAŞILANA KADAR, EN AZINDAN MAKALE BİRKAÇ BİN KEZ OKUNANA KADAR GÜNEŞİN TAM İÇİNDE SİTESİNDE YAZMAYA ARA VERİYORUM.
EĞER YAZDIKLARIMIZ ANLAŞILMIYORSA,
TOPLUM WOLKANCA’NIN DEDİĞİ GİBİYSE YAZMAMIZIN DEĞERİ DE YOKTUR.
OKUYUCULARIMA SAYGI İLE DUYURULUR.
Süleyman SÖNMEZ
196 gün
Wolkanca demiş ki:
ohoo. siz çalın oynayın (:
adsense gelirine ihtiyacım yok benim.
kalp kırmak istemem.
ben fikirlerimi yazıyorum, hep yazacağım.
hocam 1999 dan eski mail adresimi belgelerdim şidi şuracıkta ama uzatmaya gerek yok, kırılmanızı istemem. (:
---
Kaldır o zaman adsense'i. İhtiyacın olmayan birşeyin o blogda yeri yok sonuçta.
196 gün
BU YAZI VE SANATÇI HAKLARINA SAYGI İYİCE ANLAŞILANA KADAR, EN AZINDAN BU MAKALE BİRKAÇ BİN KEZ OKUNANA KADAR GÜNEŞİN TAM İÇİNDE SİTESİNDE YAZMAYA ARA VERİYORUM.
EĞER YAZDIKLARIMIZ ANLAŞILMIYORSA,
TOPLUM WOLKANCA’NIN DEDİĞİ GİBİYSE YAZMAMIZIN DEĞERİ DE YOKTUR.
OKUYUCULARIMA SAYGI İLE DUYURULUR.
197 gün
http://www.gunesintamicinde.com/calintilama-sanatinda-zen/
Benim ve sanat üreten, yazan çizenlerin görüşleri üstteki linkte.
Buradaki tartışmaya konu olan iki anafikirden birisi bu yazının başlığı, diğeri de yazdığım makale.
Eğer her iki konuyu okursanız neden bu şekilde sert yazıştığımızı da anlarsınız ve yazıya oy vererek "alıntı kültürünün, bilimsel içerik paylaşımının" yerine "adam sen de ne önemi var ki amma büyütüyorsunuz" görüşüne istemeden destek verdiğinizde göreceksiniz.
Oylama sitelerinde oy vermek yazarla fikirdeşliği ve desteğinizi gösterir. Siz tartışılmasını istemişsiniz ve gördüğüm kadarıyla alıntı kültürünü bilen birisiniz. Dolayısıyla işler sizin için biraz karışmış.
197 gün
Bu yorumu bende oyladım.
Bir blogum yok, bu yüzden bir blogcunun hisleriyle yorum yapamam.
Bir gazetede çalışıyorum, yazılımla uğraşıyorum, kitap yazmaya çalışıyorum ve yazının tartışılması gerektiğine inandığım için oyladım.
Bir yazının değerini, o yazıyı yazmak için nelerden fedakarlık ettiğini sadece sahibi bilebilir, o yazıdan maddi bir kazancı olsa da olmasa da.
Alıntı ise sınırları olan hukuksal olarak tanımlanmış bir konu. Yani bir yazının sadece belirli bir oranınmı alıntı yapabilirsiniz ve kaynak belirtmeniz gerekir.
Şahsen ortada bir değer var ve bu çalınıyorsa bunun adının küçük-büyük hırsızlık olduğuna inanıyorum ve hırsızlıkla mücadele edilmesi gerekir. Ancak internet ortamında bunun -uygulanabilir- yolunu bence yine siz blogcular bulmalısınız.
197 gün
bu rodosweb firmasından bir ben çekiyorum sanıyordum :)
197 gün
ohoo. siz çalın oynayın (:
adsense gelirine ihtiyacım yok benim.
kalp kırmak istemem.
ben fikirlerimi yazıyorum, hep yazacağım.
hocam 1999 dan eski mail adresimi belgelerdim şidi şuracıkta ama uzatmaya gerek yok, kırılmanızı istemem. (:
197 gün
Evet edebi eser de yazıyorum, mesela şiir.
Evet bilimsel yazı yazıyorum. Blogumda yüzlerce var.
Evet fotoğraf ta çekiyorum. Blogumda yüzlerce var.
Evet iki üniversite mezunuyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar programcılığı ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi. Üstelik Sınıf 3.sü olark mezun oldum. Hatta masteri da terkettim.
Bloguma 2 satır mı yazıyormuşum? Güzel.
Sen daha blog değil Web nedir bilmezken büyük ihtimalle okuma yazmayı öğrenirken Türkiye'daki yetişkinlere ilk olarak bilgisayarı, PC yi ofis programlarını öğretenlerden biri benim. Evet. Mesela Word dünyada ilk kez çıktığında Türkiye'de ilk öğretenlerden birisiyim.
Siz Spaces ile 2005li yıllarda blog yazmaya başlarken 1999 yılında kendi sitesini hem programlayarak hem doldurarak açan benim evet.
Forum zoque'ta yıllardır yazan da benim evet.
AMA BUNLARLA BU CAMİA DA BİR GÜN KALKIP ÖVÜNDÜM MÜ?
AMA BEN SENİ ELİNDE GOOGLE ADSENSE'TEN ALDIĞIN 500 DOLARLIK
SAHTE TIKLAMALARLA KAZANILMIŞ REKLAM ÇEKLERİYLE SÜREKLİ GÖRDÜM. KENDİNİ PARAYA ENDEKSLEDİĞİNİ HEPİMİZ GÖRDÜK.
Dünya insanına yeni bir kapı açma çabasındayım. Ancak anlıyorum ki senin için gurur ve kibir dostluktan önce geliyor.
Öyleyse yürü yolunu Ya Volkan,
Yolların kesiştiği güne kadar.
O gün yüzyüze geliriz.
197 gün
Görme özürlü arkadaşlarımız için o kadar faydalıki bu sesli kitaplar. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler
197 gün
Blogosfer, blog camiası veya bloglar alemi, ya da her neyse o şey, bu alemde alıntılara takan blogger(blogcu) lara üzülüyorum. Bir blogger yazdıklarının başkaları tarafından alıntılanmasından neden kaygılanır ki? Ortalamaya göre eski bir blogger olarak bana çok saçma geliyor bu kaygı ve inanın 3 yıl önce beni tanıyan birine sorun şu an ne düşünüyorsam o zamanda aynısını düşünüyordum. Bana göre bir blogger yazdıklarının başka bloglarda yayınlanmasına üzülmek bir yana bundan keyif duymalı, çünkü zaten sizin yazdıklarınız özde sizden bir şeyler taşıyorsa, daha doğrusu üslup ve tarz olarak size özel, size ait ise bu nerede yayınlanırsa yayınlansın sizindir, bunu olduğu gibi yayınlayan varsa ve kendi yorumunu getirmemiş ise bu içeriğe, o işi yapan bir zaman sonra sıkılacak ve devam edemeyecektir, internet tarihinin sayfalarında gömülüp kaybolacaktır. Oysa siz ve o yazınız o etik olamayan alıntı işini yapan arkadaşın da yardımı ile internette veya blog okurlarının aklında kalacaksınızdır.
Alıntı sadece bloglara özel bir şey değildir, alıntı diğer yazılı meslek alanlarında, medyada, basında vb. bir çok alemde vardır, kötü bir şey asla değildir, sadece yöntemi tartışılabilir.
Bir blogcu arkadaş tam da benim aklımda olan belki bir vakit yazmak istediğim bir konu hakkında benim gibi düşünmüş ve yazmış diyelim, şimdi ben bu konuda yazmaktan vazgeçmeli miyim? Hayır. Ben bu arkadaşın beğendiğim yazısını, fikrini, onun üzerine kendi yorumumu getirip yazabilirim. Yani MÖ. 427-347 yılları arasında yaşamış Plato KARANLIKTAN KORKAN BİR ÇOCUĞU KOLAYLIKLA HOŞ GÖREBİLİRİZ. YAŞAMDAKİ ASIL TRAJEDİ, YETİŞKİNLERİN AYDINLIKTAN KORKMASIDIR. demiş ise benim suçum ne? Benim tek şansızlığım ya da Plato nun şansı benden önce yaşamış olması, Plato bunu demeseydi mutlaka birileri derdi, kimse dememiş olsaydı ben derdim. Plato ya katılmakla birlikte bunun üzerine bir şeyler ekleme hakkım yok mu? Elbette var. İşte alıntı mevzusu ile blogculuğa felsefik bir yaklaşımda daha bulunmuş oldum böylece.
197 gün
# hülya diyor ki:
20 Şubat 2008, 20:40 tarihinde. düzenle
elinize saglık. aynen alıntı konusuna size katılıyorum…sayfasına 2 cümle yazan kendini web aleminin kralı zannediyor. oysa yazılanların çoğu hep bir yerlerden alıntı değilmi?teknik konular genelde yabancı sayfalardan çevrilerek yazılmıyormu,yada bahsettiğimiz haberler yazılı yada görsel basından alıntı değilmi?aman yalnış anlaşılmasın,elbette özü bize ait yazılar eserlerde var,ancak istisnalar kaideleri bozmaz.yemek sitelerine bakın,genelde aynı yemekler,tatlılar,çorbalar vs. ya ismi değişik yada üstündeki süsü.biri dereotu koymuş üstüne biri maydonoz…bence hiç mahsuru yok,herkes istediğini yazsın kim işime gelirse ben onun yazısını okurum.kimin işine geliyosa o da benim yazılarımı okusun…suan onlarca günlük gazete var piyasada,ve hepsinde de %95 aynı haber hatta aynı arka kapak güzeli:) oluyor ama ben hangisinin tarzını kendime yakın hissedersem onu alıyorum…
anlamsız kavgalar bunlar ve sizin gibi yılların blogcusunun böyle bir konuda bu şekilde yorum yapması bence çok güzel.kendine güvenle alakalı bir durum bu…sevgiler.
197 gün
"bloguna 2 - yazı yazan kendini bir şey sanıyor."
arkadaş edebi eser mi yazıyorsun da bu kadar kaygılısın birilerinin senin yazdığın şeyi yazmasından.
ha sanki çok büyük iş yapıyorsun, önce takkeyi öne koyup, yok efenim ben şu mezunuyum, yok efenim ben buyum şuyum, onları da bi kendara bırakıp "blog nedir" iyi bir kavramak lazım.
sanki türkiye de bütün telif hakkı problemleri sorunları bitti de benim iki üç satır yazdığım yazının çalınması dert olacak. bırak efenim beğeniyor insanlar ki benim yazdıklarımı hem okuyor hemde kendi başka bir yere koyuyor. ha benim yazımı başka bir yere koyup altına ben ayzdım diye ayzıyorsa o onun ahlaksızlığı beni ilgilendirmez.
yani herkes bloguna bir baksın, kendini bi bok sanmasın, amerikayı keşfettiğini düşünmesin.
bu yazıyı okuyup anlamayanlar da bence utansın, çünkü daha kat edecek çok yolları var.
197 gün
İlk kez gördüm, duydum, sağol, çok hoşuma gitti.
198 gün
Bir kız öğrencim de proje için haftasonları gidip kitap okuyordu. Gerçekten de büyük bir sevgi ve özveri, saygıyla karşılanması gereken bir çalışma.
Hem emek harcayanlara, hem seslendirenlere hem de duyuranlara teşekkür ederim.
198 gün